Yorum 0

Yeni Yıl Listesi

Herkesin olduğu gibi benim de yeni yılda yazılı olmasa da kafamda bir liste vardı. Bunlardan birincisi çooook uzun süre ara verdiğim blog yazılarıma geri dönmekti, ikincisi sporu hayatımın parçası yapmaya bu sene çok kararlıydım.
Bu yazıyı yazmaya başlamam birinci maddenin gerçekleşmesini biraz da olsa sağlamış bulunuyor, ikinci madde için de yakın zamanda harekete geçiyor olacağım.
Blog yazmanın aslında çok keyifli, çok rahatlatıcı bir eylem olduğunu belirtmemde fayda var, zira gecenin bir yarısı karanlık odalarda bile ekranın ışığıyla yazı yazmam bile bana çok iyi geliyor.
Aslında bu bloğu yaparken de aklımda hep vardı, kimse okumazsa ben okurum diye. Ama bir kez internette yazılarım bulundu mu artık bunun da mümkün olmayacağını,mutlaka benden başka birilerinin de bu yazıları göreceğini biliyorum. Olsun, paylaşmak güzel ve insan paylaştıkça zihni ve gönlü zenginleşir. Bu inançla, 2016 yılının blog kategorisinde benim için çok verimli bir yıl olmasını diliyorum, bunun için kendime hedefler de koydum, başaracağıma da inanıyorum.
Ne demişler, herşey istemekle başlar!
Umut, mutluluk, huzur dolu bir yeni yıl geçirmemiz dileğiyle. Dilerim geçmiş senelerde çekilen tüm acılar bu yıl son bulur.
Devamını oku...
Yorum 1

Fark Yaratma Yolculuğu

Bumerang deneyim günleri etkinliklerinden birine katılma şansını elde eden 20 blogger'dan biri olarak, ilk farkımı yaratmış bulunmaktayım. Bundan sonrası için Ali Poyrazoğlu'na kulak vermem gerekiyordu ve ben de işte bu sebepten dolayı 25.02.2014 akşamı Borusan Oto Dolmabahçe Sahne'de yerimi aldım. Atmosfer itibariyle çok başarılı bir seçim olmuştu. İçeri girer girmez fark yaratan ve sanat dostu olan markanın etkisini hissettim. Kafesinde dinlenirken diğer bloggerlarla da tanışma şansım oldu. Sanal ortamda bildiğimiz veya bilmediğimiz bloggerlarla yüzyüze karşılaşmak çok keyif vericiydi. 
Büyük usta kafeye gelip bizi kendi uslubuyla selamlayarak güldürdü ve hazırlanmak üzere sahneye geçti. Sahne dediğimiz yer butik bir tiyatro aslında. Sandalyelerimiz sahneye doğru çevrilmişti, biz de yerimizi aldık ve heyecanla beklemeye başladık. 
Kulisten beliren Ali Poyrazoğlu sandalyeleri kenara çekmemiz gerektiğini ve egzersiz yaparak fark yaratma yolculuğumuza başlayacağımızı söyledi. Söyleneni yaptık ve ayağa kalkarak hazır bekledik.
İlk yapmamız gereken doğru nefes almayı öğrenmek oldu, sonrasında cenin halinde bile kalp atışlarımız ile başlayan ritme taşıdı bizi ve vücudumuzu dinlememizi, kendimizi daha iyi anlamamızı sağladı bu egzersizle.
Isındıktan sonra asıl konuya geçmeye hazırdık ve ilk çalışmamız hayal gücümüzü başkalarının gözünde yaşanabilir hale getirmekti. Bunun için seçilen 5 kişiden, bir mekanla ilgili nesneleri ardı ardına saymaları istendi. Sonrasında herkes birbirinin cümlelerinden devam ederek bir hikaye anlatmaya çalıştı. Bu egzersizlerde de eksiklerimizin olduğunu gören büyük usta, bizi hayal dünyasına taşıdı ve gözlerimizi kapattık, orada bizzat bulunup geri geldik. 
Cümle aralarında bile o kadar etkileyici sözler ve yararlı öğütler verdi ki, hafızamın hepsini hatırlamasını çok isterdim. Aklımda kalan birkaç konu var, kendince bir özet yapmış zihnim demek ki.
Fark yaratmanın aslında insanın kendine olan yolculuğu olduğunu, bunun bir yol haritası olmadan gerçekleşemeyeceğini söyledi. Hepimizin doğduğunda sanatçı olarak doğduğunu, bazılarının bunu keşfedip yoluna devam ettiğini, bazılarının ise bunu körelttiğini söyledi. Bugünün farklılıkları yarının standartlarıdır derken bize farklı olmaktan korkmamayı, hatta farkı bulmuşken de kaçırmamamız gerektiğini hatırlatmış oldu.
Küçükken tam özgüvenle yarattığımız farkın, önce aileden başlayarak köreldiğini ve bu yüzden yenilik yapmamız gereken durumda yapamadığımızı belirtti. Bunu engellemek adına kendimize sınır koymamamızı öğütledi.
İnsanın fark yaratması kendine meydan okumasıyla gerçekleşir. Rakibinize, arkadaşınıza, iş arkadaşınıza attığınız fark fark değildir. Eğer insan her seferinde kendi kendine meydan okuyup daha iyisini yapabiliyorsa fark yaratan bir birey olmuştur. Bu da benim düne dair sentezim.
Ali Poyrazoğlu'nun bize çalışmayı öğütlemesi, kitaplar önermesi ve samimi tavırları, kendisine bir kez daha hayran kalmamı ve onu bir kez daha alkışlamamı sağladı.
Bu güzel etkinlikten geriye büyük bir tebessüm, yeni organizasyonlar için dört gözle ve heyecanla bekleme, Bumerang ve ekibine müteşekkirlik ve en önemlisi fark yaratma isteği kaldı!



Devamını oku...
Yorum 1

Blog yazmayı seviyorum

İlk günden beri blog yazarken çok mutlu olduğumu ve bunun bana çok iyi geldiğini itiraf etmeliyim. Blog adresimi alıp ilk yazılarımı yazarken aklımda bir düşünce vardı, o da "Kimse okumazsa ben okurum." idi. Yalnız içten içe internet dünyasına bağışlanmış yazıların hiçbir zaman bana özel olmayacağını, mutlaka okuyacak birilerinin olacağını biliyorum.
Zaman bana bu önsezimin doğru olduğunu gösterdi. Sosyal medya paylaşımları sayesinde ve birçok blog araçlarını kullanarak blog yazılarımı başkalarının da okumasını sağladım. 
Yazılarımı yazarken başkalarına faydalı olmayı hedefliyorum. Yaşadıklarımdan yararlanarak yazıyorum, çünkü insan ancak hissettiğini, yaşadığını, gördüğünü, duyduğunu, tattığını anlatırken rahat hisseder. Aksi takdirde başkalarının deneyimlerinden yola çıkmış ve kendimi ifade etmiş olmayacağımı düşünüyorum.
Okur yazar olmanın gerekliliklerinden biri yazıyla kendini ifade edebilmek. Maalesef günümüzde e-postaların artışı, insanların daha az zamana sahip olması, sosyal medya ve yüksek teknolojik ürünler sayesinde yazı yazma özelliğimizi giderek kaybediyoruz. 
Beğendiğimiz bir yazıyı kolayca beğen butonuna basarak beğenip geçebiliyoruz. Yorum yapmak bile çoğu zaman zor gelebiliyor insana. Okul sırasından sonra çoğumuz kalemle ilişkimizi iyice seyrekleştiriyoruz.
Böyle bir ortamda blog yazarak okuyuculara biraz da olsa düşünmeleri için fırsat vermek ve hatta mümkünse kendilerini ifade etmek için yorum alanı bırakıyorum. İsteyen herkesi bloglarıma bekliyorum. Ne de olsa ben blog yazmayı çok seviyorum...


Devamını oku...
Önceki Kayıtlar Ana Sayfa
Instagram

Kayıt olmak için E-Posta adresinizi giriniz:

Son Yorumlar

Yorumcular

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Popüler Yayınlar

Fotoğrafım
Apple of her mum and dad's eye, Yonca came to the world after having 41 weeks and 1 day womb journey and made her beloved ones happy. She was very active inside, so she continues this habit by clapping her hands so many times. Anne ve babasının göz bebeği, şans meleği 41 hafta ve 1 günlük anne rahmi serüveninden sonra dünyaya gelerek sevenlerini sevindirmiştir. İçerideyken kıpır kıpır olan Yonca, dışarıda da bu kıpırtıları bol bol el çırparak göstermektedir.

Olikia diyor ki...